İnsan Beyni
Mikroişlemci mi yoksa insan beyni mi? En ince detayına kadar bilgilerin muntazam olarak beyinde toplandığı bilinmesine rağmen, beynin nasıl çalıştığı halen tam olarak bilinmemektedir.

Gülen ve oynayan insanlar, aynı zamanda merak duygularına da sahip olmanın verdiği ifadeler çerçevesinde araştırmalar yapmışlardır. Bu araştırmaların sınırlarını çizmenin imkanının olmadığını gören insanoğlu hem bilimi ve hem de araştırma yaptıkları canlıları sınıflandırmış, bu sınıflandırmada kendilerini düşünen varlıklar olan "insan" türü içerisine koymuşlardır. Adlar bir yere kadardır, önemli olan ise o adın ihtiva ettiği muhteviyattır. İnsan denilen meçhul de ihtiva ettiği beyin yapısının farklılığı ile diğer canlılardan ayrılmaktadır. Meçhul dememin nedeni de, tamamen beynine olan ithafımdır.

Meraklı olması nedeniyle bilim ifadelerini sınıflandırmış olan insanoğlu, kendi ile ilgili araştırmaları yapan bilimleri bile onlarca kategoride ele almıştır. Tamamen bir meçhul olan beyin ile uğraşan nöroloji, histoloji, sitoloji gibi onlarca bilim dalları, beyin denilen düşünce organına olan hayranlığını bilim adamlarının dilinden ifade etmeyi başarmıştır. Bunlardan birkaçı şöyledir:

"En ince detayına kadar bilgilerin muntazam olarak beyinde toplandığı bilinmesine rağmen, beynin nasıl çalıştığı halen tam olarak bilinmemektedir." (Biyolog Francis Crick)

"İnsan beyni nasıl fikir üretir? İşte cevabını halen bulamadığımız en mühim sorulardan biri..." (Fizyolog, Charles Sherrington)

Beynin yapısını inceleyen bilginler, biyolojik yapısı itibari ile beyin hücresi adı verilen milyarlarca nöron ve bu nöronlar arasındaki yüz milyar bağlantının koordineli bir şekilde çalıştığını ifade etmişlerdir. Nöronlar arasındaki sinapslarda bulunan ve iletimi sağlayan nörotransmitterler, aynı zamanda büyük bir denge unsuru olarak çalışmaktadır. Eksikliğinde ya da fazlalığında insanda sorunların oluşmasına neden olan bu nörotransmitterler yanında elektriksel sinyaller ile de hızlı bir biçimde iletim gerçekleşmektedir.

İnsanoğlu, bilim dalları ile uğraşırken, aynı zamanda bu bilim dallarının yan dallarının meyvelerini de toplamıştır. Yarı iletken teknolojisinin 20. yy içerisinde kullanılmaya başlanması ile birlikte, bu teknik ifadenin karşılığı olan radyolar, televizyonlar, tıp cihazları gibi binlerce aygıt kullanım sahası bulmuştur.

İşini rahat şekilde yürütmeyi amaçlayan insanoğlu, aynı zamanda hızlı bir şekilde hesap yapmayı da amaçlamıştır. Bu amacın çocuğu olan ilk bilgisayar ise yaklaşık iki katlı bir binanın büyüklüğüne sahip olarak yapılmıştır. Ancak bu dediğim olay 20. yy'ın ilk yarısı içerisinde gerçekleştirilmiştir. Bu zaman dilimi içerisinde transistörlerin, diyotların, dirençlerin ve diğer elektronik aksamların mikro ölçülerde dizayn edilmesi düşünülmemişti. İleriki dönem içerisinde ise entegre denilen sistemler bütünü ile beraber, insanoğlunun önünde büyük bir teknik veriler bütünü açılımını yapmıştır ve yapmaya da devam etmektedir.

Entegre dediğimiz sistemlerin temelinde yarıiletkenler ya da karbon ürünü dirençler, çok küçük bir hacme sığdırılır. Böylece, çok büyük boyutlarda olan elektronik teknik verilerinin toplandığı alanlar, onlarca kat küçülerek insanlığın hizmetine sunulmuş olmaktadır.

Bir tür entegre olan ve bilgisayarın beyni diyebileceğimiz mikroişlemcilerde, hız nitel ve nicel veriler bakımından insan için önemli olmuştur. Ama mikroişlemcinin üretimini de insan yapmaktadır; bu da asla akıldan çıkarılmaması gereken hususlarda bir tanesidir. Saniyede milyonlarca ifadeyi bir araya getirecek kadar hızlı olan mikroişlemciler, kendilerine yüklenen programlar olmadığı taktirde, hiçbir işlemi yapamamaktadır.

Kendilerine ilave edilen programların eşliğinde mikroişlemciler, eğer kendilerine bir program yüklenmezse ve bu konu ile ilgili bir sorun ile karşılaşacak olursa çözüm bulamamaktadır. Buna karşılık bir insan beyni, karşılaşmadığı bir durum ortaya çıktığı zaman, çözüm yolu ya da yolları üretebilmektedir. İnsanoğlunun bu üretken yapısı, en gelişmiş bilgisayardan bile daha gelişmiş olduğunun bir göstergesi olmaya yetmektedir.

İnsan beyni, aynı anda birden çok olaya kendini adapte edebilmektedir. Kendisine bağlı göz, kulak, deri gibi uzuvlardan aldığı verileri en ince biçimde algılamakta ve bunlar hakkında yapması gereken düzenlemeleri yapmaktadır. Ancak mikroişlemciler, sınırlı sayıda işlemsel hacme sahiptir. Bunu düzenlemek için günümüzde iki çekirdekli, 4 çekirdekli gibi ifadeler kullanılsa da, hiçbir zaman insan beyninin işlem hacmine ulaşamayacaktır.

İnsan beyni sadece mantıksal verilerin değil, aynı zamanda duygusal verilerinde yaşandığı bir alandır. Sevgi, korku, öfke gibi duygusal ifadeleri yaşayan insan beyni; bu duygusal ifadelerin yaşanması bakımından da bilgisayardan farklıdır. Bir bilgisayar hiçbir zaman bu duyguları yaşayamayacaktır.

Konuyu, birkaç söz ile tamamlamak istiyorum: "Bilgisayarı 'elektronik beyin' diye niteleyen insanoğlu aslında beynini tanımamaktadır." (Doktor, Irving S. Bendelsdorf)

"Bizim aktif hafızamız, en mükemmel bilgisayarların sahip olduğu bilgilerden üz milyon defa daha fazla bilgiye sahip olacak kapasitedir." (Yazar, Morton Hunt)

Yazar : Lütfİ Şahİn
bilgi@superbeyin.net
Eklenme Tarihi :20.10.2011 17:36:04
Okuma Sayısı :491
Ekleyen Yazar :Yönetim
Reklam

kişel Gelişim, NLP, Yaşam Koçluğu, Koçluk
Yorumlar
Bu makaleye eklenmiş yorum bulunamadı

Sende Yorum Yaz
Adınız ve Soyadınız :
E-posta Adresiniz :
Yorumunuz :
Gönder
Diğer Makaleler
Kişisel Gelişim, Reiki, Öğrenci Koçluğu, yaşam koçluğu
Ara
Kişisel Gelişim, Öğrenci Koçluğu, NLP, Hızlı Okuma
Kişisel Gelişim, Reiki, Öğrenci Koçluğu, yaşam koçluğu

Arkadaşlık, hayatın şarabıdır.

Young

Kişisel Gelişim, Öğrenci Koçluğu, NLP, Hızlı Okuma